Endüstri 4.0 ve Vergi Gelirlerine Etkisi

Endüstri 4.0 ve Vergi Gelirlerine Etkisi

Endüstri 4.0 ve Vergi Gelirlerine Etkisi

Devletler finansman ihtiyaçlarının büyük bir kısmını vergilendirme yolu ile sağlamaktadır ve vergilendirmede kullanılan iki temel yöntem vardır.   Bu yöntemlerden ilki; işlemler ve harcamalar üzerinden alınan "dolaylı vergiler" iken ikinci yöntemde gelir ve servet üzerinden alınan "doğrudan vergiler"dir.

Vergi gelirlerinin bu iki vergi türü arasındaki oransal dağılımının ne şekilde olduğu incelendiğinde, 2008 yılındaki ekonomik krizden önce, genelde gelişmiş ülkelerin ağırlıklı olarak doğrudan vergilerin ağırlıkta olduğu görülecektir.  2008 yılında mali piyasalarda yaşanan krizden sonra dünyada doğrudan vergilerden dolaylı vergilere dönük olarak bir kayıs olduğu görülmektedir (bkz. https://www.pwc.com/gx/en/tax/assets/pwc-shifting-the-balance-from-direct-to-indirect-taxes-bringing-new-challenges.pdf.)

Yapısı itibariyle doğrudan vergiler, dolaylı vergilere göre daha adil bir vergilendirme imkanı sunar. Örneğin, düşük gelirli vatandaşları korumak amacıyla bir üründe yapılacak vergi indiriminden, o ürünü alan yüksek gelirli şahıslar da faydalanacaktır. Bu açıdan bakıldığında burada düşük gelirliyi koruma amacına ulaşılamayacaktır. Bu sebepten ötürü gelişmiş ülkeler örneklerinde  olduğu gibi vergi gelirleri ayrıştırmasında da doğrudan vergi oranının yükselip, dolaylı vergi oranının düştükçe vergide adalet sağlanacağı genel olarak kabul edilmektedir.   Ne var ki 2008 yılında yaşanan krizden sonra dünyada üretim üzerindeki yüklerin azaltılarak istihdamın teşvik edilmesi amacıyla dolaylı vergiler ve özellikle KDV vergileri öne çıkan bir trend yaşanmıştır.

Türkiye'de Gelir, Kar ve Sermaye Kazançlarında Alınan Vergiler'de ki ağırlıklı yükü ücretlerden alınan vergiler oluşturmaktadır.  Türkiye'nin 2016 yılında elde ettiği kurumlar vergisi toplam gelirin sadece % 9,37'sine tekabül etmektedir.  Türkiye gibi enflasyonun görece yüksek olduğu ülkelerde KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin enflasyon üzerinde olumsuz etkileri de olmaktadır.  Enflasyonun artış eğilimi ile söz konusu vergilerin toplum üzerinde ki yükü de oransal olarak artış göstermektedir.  Gelir vergisinin önemli bir kısmı çalışanların ücretlerinden temin edilirken, sosyal sigorta kesintileri ile bu kesimin üzerindeki yük artmakta, ÖTV ve KDV ile bu yük iyice ağırlaşmaktadır.

Türkiye’de vergilerin büyük bir kısmı dolaylı vergilerden elde edilmektedir. Bu oran 70%’lere kadar varmaktadır ve  anayasanın 73. Maddesinde belirtilen vergide adalet ilkesine pek uymamaktadır. Buradaki çözüm, dolaysız vergilerin oranını artırmaktan ziyade vergi sisteminin dışına çıkan kazançların vergilendirilmesinin sağlanması ve kayıt içine aktarılmasından geçmektedir.  Bu oran Meksika’da 67,2% iken ABD’de toplam vergi gelirlerinin 24,9%’una denk geldiği görülmektedir.

Türkiye’de vergi yükü orta ve düşük kesim üstünde birikmiştir. Yani vergiler sosyal hayatın içinde, yaptığımız harcamalar ve edinimlerden oluşmaktadır.    Yani insanlar çalışır,üretir, kazanır ve harcar. Harcarkende farkında olsun veya olmasın vergisini de ödemiş olur.

Endüstri 4.0 Etkisi

Türkiye ve benzeri gelişmekte veya az gelişmiş ülkelerde vergilerin önemli kısmı dolaylı vergilerden, yani tüketim üzerinden elde edilmektedir.  Yukarıda izah edildiği üzere ülkemizde gelir vergisinin önemli bir kısmıda istahdam kaynaklı olarak elde edilmektedir.  Bu sebeple "Türk vergi sistemi yüksek istihdama ihtiyaç duymaktadır" yolundaki bir tespit hatalı olmayacaktır.  Bu durumda, verginin kaynağı olan çalışan ve tüketen bireyler ya çalışamaz, üretemez ve harcayamazsa ?  Bu soru, Endüstri 4.0 ile yaşanacak gelişmeler ile çok can alıcı bir hal alacaktır.

Evet 4. Sanayi Devrimi ( Endüstri 4. ) bunu vaad ediyor. Yani diyor ki ben nesnelerin interneti sayesinde big data’yı oluşturup ,yapay zeka vasıtasıyla makineler birbirleriyle ve dışarıyla iletişime geçip sıfır insan gücüyle maksimum faydayı elde edeceğim.

Bu ne demek peki ? Yarış iyice kızışıyor demek.

Geçtiğimiz günlerde Elon Musk ile Mark Zuckerberg’in yapay zeka tarışmasını hatırlayalım. Bilim dünyası bunun tehlikelerini konuşuyor ama o şuan bize çok uzak bir konu.

Biz dönelim öncelikle Türkiye’de büyük istihdam sağlayan yabancı menşeeli fabrikaların endüstri 4.0 tamamladıktan sonra ne yapacağımıza.  Acaba işten çıkarılmak zorunda kalacak işçiler, mühendisler ve tüm ara elemanlar eskisi gibi harcayıp dolaylı vergilere bu denli bir katkı sunacak mı?

Cevabını www.endustri40.com Karanlık Fabrikalar İle İnsansız Üretim başılıklı yazının giriş cümlesinden alabiliriz.

Günümüzde karanlık (Lights out) fabrikalar olarak bilinen kavram aktif olarak üretim gerçekleştiren fabrikalarda kullanılan bir otomasyon metodudur. Kelime anlamı olarak ilk başta ürpertici gelen bu kavram aslında 21. yüzyılı etkileyecek en büyük üretim devrimlerinden biri sayılabilir. Karanlık fabrikaların öne çıkan en önemli özelliği üretim gerçekleştirilirken insan gücüne ihtiyaç duyulmaması ve tamamen insansız üretimin sağlanması. Bu yazımızda içerisinde bulunduğumuz yüzyılda üretim sektöründe çalışan insanlarda sanayi devi firmaların sahiplerine kadar neredeyse herkesi ilgilendiren ve karanlık fabrikalar olarak bilinen insansız üretim sahalarının avantajlarından, dezavantajlarından, sistemin geleceğinden ve etkilediği alanlardan bahsedeceğiz.”

Yazının tamamını okumanızı şiddetle öneririm. Kısaca diyor ki tamamen otomatik sistemlerle donatılmış ve bünyesinde hiçbir insanın varlığına ihtiyaç duymayan fabrikalar geliyor.  Bu dönüşüm ve değişim ise teknolojide yaşanan gelişmelere dikkat edildiğinde çokta uzağımızda olmadığı gerçeği ile bizleri yüzleşmek zorunda bırakıyor.

Endüstri 4.0 sonucu oluşacak işsizlik toplumsal sorunları beraberinde getirecektir.  Bu nedenle kamu finansmanın üstleneceği sosyal yükün artması kaçınılmaz olacaktır.  Peki işsiz kalacak kesimin tüketimden kaynaklı gelirinden mahrum kalan kamu gelirleri aynı zamanda maaşlar üzerinden alınan gelir vergisinden de mahrum kalacaktır.  Buna ek olarak söz konusu işletmelerden alınacak kurumlar vergisinde bir artış ihtimalinde, yabancı sermayeli söz konusu yatırımlar açısından ülkemiz bir cazibe yaratacak mıdır?  Bu soruya günümüzde yabancı sermaye ihtiyacı içindeki gelişmekte piyasalar incelendiğinde ve söz konusu rekabet göz önüne alındığında olumlu bir cevap vermek bizce güçtür.

Seri üretim, otomasyon gibi önceki sanayi devrim ve dönüşümlerinden en çok etkilenen sektör olması nedeniyle, Endüstri 4.0 ilk ve en fazla etkilenecek sektörün otomotiv sektörü olacağı konuşulmaktadır.  Hali hazırda Endüstri 4.0 karanlık fabrika modellerine geçişe ilişkin uygulamalar sektörü etkilemeye başlamıştır.

Otomotiv Sanayi Derneği’nin yayınladığı bilgilere göre otomotiv sanayinde fabrikalarda çalışan kişi sayısı aşağıdaki gibidir.

Ayrıca Uluslararası Motorlu Taşıt Üreticileri Derneği’nin (OICA) 2015 yılı ana ve yan sanayi istihdam verilerine göre Türkiye, 430 bin kişiye otomotiv sektöründe doğrudan iş olanağı sağlayarak dünyanın bu alandaki en büyük 11’inci ülkesi durumundadır.  430 Bin kişinin 4 kişilik bir aileye sahip oldugunu varsayarsak 430.000*4 = 1,720,000 kişiye denk gelen otomotiv sektöründen bahsedebiliriz. Yani ülke nüfusunun yüzde 2.5’ine denk gelen bir rakam.  Kısa vadede bu kesimin işsiz kalması kaçınılmaz gözükmektedir.

Bir araştırmada 2020 yılında, otomotiv sektöründe 50 milyar cihazın birbiriyle iletişim halinde olacağı ve 2018 yılında 2,3 milyon ünite robot kullanılmasının beklentisi ortaya konulmuştur ve sektör bazında otomotiv sektörünün, Endüstri 4.0 dönüşümün lokomotifi olacağı ortaya çıkmaktadır.

Peki bu değişen düzene vergi sistemimiz ne kadar uygun?  Açıkçası sadece bizim değil bir çok ülkenin hali hazırda uyguladıkları vergi sistemleri bu değişime uygun değil.   Ancak, ülkemiz bu açıdan (istihdam odaklı bir vergi geliri olması nedeniyle) acil yapısal değişikliklere ihtiyaç duymaktadır.  Endüstri 4.0 hazırlık aşamasında, ortaya çıkacak kitle işsizliğinin yaratacağı sosyal sorunları dizginlemek amacıyla işsizlik fonu oluşturulması, yeni iş imkanları tesis etmek amacıyla işgücü piyasasında yeni eğilimlere ve mesleklere odaklı eğitim yapılanmasının yanı sıra devletin rutin işleyişini temin edecek vergi gelirlerini de sağlayacak bir vergi sisteminin hazırlanması gerekmektedir.  Ülkenin ve yeni siyasetin gündeminin bu ve benzeri konulardan oluşması kaçınılmazdır.

 

Yazanlar:  Murat Keçeciler & Onur Şancı

 

Murat Kececiler

Related Articles

Leave a Reply

Close
%d blogcu bunu beğendi: