HER YENİLİK, KÜLTÜRDEN GÜÇ ALIR

HER YENİLİK, KÜLTÜRDEN GÜÇ ALIR

HER YENİLİK, KÜLTÜRDEN GÜÇ ALIR

Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.

Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır. Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur ; Maddi kültür öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb. , manevi kültür öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. Birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler.

 

Yenilik arayışı insanoğlunun varoluşundan günümüze kadar süregelmiş olan yaşamsal bir reflekstir. Bu refleks ve gereksinim sayesinde günümüzde geldiğimiz nokta hepimiz tarafından aşikardar. İnsanoğlunun sürekli yeniliği arzulaması ve araması belki de günümüzde geldiğimiz noktanın en değerli parametreleridir. Bu arzu ve istek sayesinde hayal gücünün sınırlarını zorlayıp hayata geçirmek noktasında kat edilen aşama gerçekten de takdire şayandır. Sindire sindire ve üstüne koyarak kat edilen mesafeler aslında insanoğlunun daha çok yol kat edeceğininde kanıtı niteliğindedir. Bu yollar kat edilirken toplumlara yol arkadaşlığı yapacak olanda hiç kuşkusuz o toplumun kültürüdür.

Herhangi bir kültürün yenilik ile entegrasyonu toplumların hızlı büyümesi ve gelişmesine direkt katkıda bulunmuştur. Tabi burada bu kültürün doğru okunması ve anlaşılması temel öğelerdir. Doğru anlaşılamayan bir kültür karmaşık bir yeniliğe sebep olabılır ve buradan menfaat ve büyüme bekleyen toplumlar negatif etkiler altında kalabilirler. Öncelikli yapılması gerekenlerden bir tanesi her toplumun kendi kültürünü net anlaması ve tanıması olmalıdır. Kültürünü tanımayan anlamayan ve doğru yorumlayamayan bir nesil gelecek nesilede yanlış aktarımda bulunmuş olacaktır ve bu hatalı ve eksik aktarımlar kültür arayışını erozyona uğratabilir. Kültür erozyonuna uğramış topluluklar, milletler ve bölgeler başka bölgelerden ihraç edilen ve o bölgeye ait olmayan kültürlerle maalesef asimile olmaktadırlar. Bu kültür asimilasyonununda ne denli sonuçlar doğurduğuna çok kez şahit olmuş bir coğrafyadayız. Kültürüne sahip çıkan ve idamesini sağlayan toplumlar bulundukları coğrafyada kalıcı olmak konusunda kültür ihraç eden toplumlardan önde oldukları da tartışmasız bir gerçektir.

Genel ele alıştan direkt, konuyu kendi coğrafyamıza indirgersek, çok çeşitli bir kültür gökkuşağında yer aldığımızın hepimiz farkındayızdır. Bu çeşitlilik tarih sahnesinde bu coğrafyada sürekli varolmamızın ve söz sahibi olmamızın yegane unsurudur. Bizi biz yapan ve birbirimize sımsıkı tutunmamızı sağlayan esas olgular bu coğrafyada acılarımızın, dertlerimizin mutluluklarımızın ortak olması her anı birlikte yaşamış ve hissetmiş olmamızdır. Değerli bir sanatçımızın bir parçasında dediği gibi ‘’Ankara’da kar yağsa Rize’de üşüyorum, bir asker şehit olsa yanıp tutuşuyorum ‘’ sözleride hislerimizin km fark etmeksizin aynı olduğunun kanıtıdır. Bu olgu toplumumuzun coğrafyamızda söz sahibi olması ve kendini güçlü kılmasının sebeplerinden bir tanesidir. Devletimizin bölgede lider ülke olmayı hedeflediği bu süreçte ihtiyacımız olan en önemli şeyin her alanda yenilik olduğu ve milletimizin bu yeniliğe açık olduğu, hatta bu yeniliklere de ihtiyacı olduğuda ayrı bir gerçektir.

Yeniliğin ve kültürün birbirinden ayırt edilemeyecek birer olgu olduğu ve yeniliğin kültüre, kültüründe millete ihtiyacı olduğunun farkında olarak sentezlemelere devam etmeliyiz.

Yazımı İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi Charles Darwin’in sözleriyle bitiriyorum,

‘’Hayatta kalanlar, türlerin ne en güçlüsü ne de en zekisidir; hayatta kalanlar kendini değişime en çok uydurabilenlerdir…’’      Haftaya görüşmek dileğiyle ...

 

 

 

Mehmet Akkaya

Related Articles

Close
%d blogcu bunu beğendi: